You are here
Home > Gündem > Yılbaşında Laponya ve Kuzey Işıkları

Yılbaşında Laponya ve Kuzey Işıkları

     Laponya benim uzun zamandır gitmek istediğim hayal rotalardan biriydi. Yılbaşı deyince de aklıma gelen ilk şey hep bembeyaz ve usul usul yağan kar olmuştur.  Bu sene ikisini birleştirmeye karar verdik ve Finlandiya’nın Laponya bölgesine seyahatimizi sonunda planladık.

            Hava şartları ve bilmediğimiz koşullar olduğundan ve kısa sürede çok aktivite yapmak istediğimizden turla gitmeyi seçtik ve Setur’dan yılbaşı Tornio turunu aldık.

            Laponya rotasında iki seçenek var. Rovianemi ve Tornio. Ben, Baltık denizine de kıyısı olduğu için Tornio’yu seçtim. Aslında aklımda soru işaretleri vardı. Tornio, Rovianemi’deki kutup dairesi çizgisinden 140 km daha güneyde kalıyordu. Öyle olunca kuzey ışıklarını görebilme şansımız da azalıyordu. Yılbaşı döneminde Laponya’ya gitmiş bir kaç kişi ile konuştuğumda, bu dönemin çok kar yağışlı olması nedeniyle kuzey ışıklarını göremediklerini öğrendim. Yani şansımız oldukça düşüktü. Yine de fazla düşünmeden ve kuzey ışığı beklentisi içine girmeden Tornio’yu aldık. İyi ki de öyle yapmışız, nedenlerini az sonra anlatacağım.

 Laponya’ya Yolculuk

Beklentimi düşürmüş olsam da, gitmeden çok önceleri Aurora uygulamasını telefonuma indirerek her gün kuzey ışığı olup olmadığını kontrol ettim. Ne yazık ki fazla bir hareket yoktu. Sonra bir anda tam bizim gideceğimiz gün kuzey ışığı yoğunluğu Ocak ayının en yüksek değeri olan 4 göstermeye başladı. Sonraki günlerde böyle bir aktivite yoktu. Ama hava yine de bulutlu gözüküyordu, yani görmemiz yine de zordu.

            İlk gün İstanbul Atatürk Havalimanından, Freebird charter uçağı ile 4 saat uçarak Rovianemi’ye indik. Freebird ile hiç uçmamıştım, internette de fazla bilgi yok. 20 km bagaj hakkı var ve uçak içi ücretsiz yemek ve içecek servisi yapılıyor. Türk hava yollarına eşdeğer bir uçuş ile seyahat ettik. Tüm uçak, farklı acentelerden Laponya turu almış Türklerden oluşuyordu. Küçük tripoda telefonu takmak suretiyle kendi icat ettiğimiz uçuş içi eğlence sistemi ile hiç sıkılmadan netflix izleyerek seyahat ettik.

freebird airlines

            Uçak indiği anda ben Laponya’dan büyülendim bile. Her yer bembeyazdı. Uçak da karla kaplı piste indi. Uçaktan iner inmez herkes çılgınca fotoğraf çekmeye başlamıştı bile.

 

1. Gün- Laponya Noel Baba Köyü ve Kuzey Işığı Avı- 

Kuzey Işıkları Nasıl Fotoğraflanır?

  Rovianemi’nin küçücük havalimanından çıkar çıkmaz doğru 15 dakikalık mesafede olan Noel Baba Köyü’ne gittik. Burada kutup dairesi çizgisinden geçtik ve artık kutup bölgesindeydik.

Noel baba post ofisinden, kendimize ve arkadaşlarımıza kart attık. İsteyenler Noel Baba ile fotoğraf çekiliyordu ama bana çok turistik geldiği için gidip bakmadım bile.

Biz oradayken, hava durumu bulutlu gösterse de, pırıl pırıl ve bulutsuzdu. Acaba kuzey ışıklarını görebilir miydik? Koşa koşa rehbere bugün kuzey ışığı avına çıkıp çıkmayacağımızı sordum, Rehber “bugün yetişemeyiz ama yolda belki görürüz” diyordu ama yolda göremeyeceğimizi, karanlık bölgelere gitmemiz gerektiğini bildiğim için bayağı üzüldüm.

 

         

 

Noel Baba köyü ve sonrasında Snow Castle’a gittikten sonra, 1,5 saat sürecek Tornio yoluna çıktık. Yolda beklediğim oldu ve Rehber “bu akşam kuzey ışığı görme ihtimalimiz çok yüksek olduğu için kuzey ışığı avına gitmeye karar verdik” dedi ve ben havalara uçtum.

 Otele gidip eşyaları bıraktıktan sonra saat 22:00 civarı kuzey ışığı avına çıkmak üzere otobüse bindik. İlk durağımız, karanlık patika gibi bir yerdi. Ben hemen tripod kurdum ve diğer gelenlerle birlikte beklemeye başladık. Karanlıkta yıldızlar öyle güzeldi ki, en son ne zaman yıldızları gördüğümü hatırlamaya çalıştım.

Uzun pozlama ile fotoğraf çektiğimde makinede kuzey ışıklarını görebiliyordum ancak hiç birimiz çıplak gözle göremiyorduk.

Kuzey ışığı fotoğraflamak gerçekten çok zor. Cep telefonu ile çekmek imkansız. Makinenin sensörünün 1’in üstünde olması, geniş açı bir lensi olması ve tripod gibi hareketsiz duran bir yüzeyde durması gerekiyor. Ortamın da zifiri karanlık olması ve gökyüzünde mümkünse ay ve bulut olmaması gerekiyor. Bu noktada, çevrede çekilen flaşlı bir fotoğraf bile pozlamayı bozabiliyor.

Ben uzun pozlama yapıyordum ve deklanşöre bastığımda hareket yaratmamak için zaman ayarı ile çekim yapıyordum. Öyle profesyonel bir makine ve lens götürmemiştim yanımda, Sony RX M3 kompakt makine ile yakalamaya çalışıyordum ve ne kadar iyi olduğu beni şaşırttı.

İlk lokasyonda ışıkları çıplak gözle göremeyince diğer yere gitmek üzere tekrar yola çıktık. İkinci yer, ormanların arasında kapkaranlık bir yoldu. Yine beklemeye koyulduk ve bir süre sonra herkes çığlıklar atmaya başladı. Kuzey ışıkları tam karşımızdaydı!

Bir sürü fotoğraf çektim ve turdaki herkesle paylaştım. Böylelikle en büyük hayallerimden biri gerçek olmuştu. Hava korktuğumuz kadar soğuk değildi, kuzey ışığı heyecanıyla yanaklarım ve ellerim sıcaktan yanıyordu hatta:)

2. Gün- Husky ve Ren Geyiği Gezisi ve Kuzey Işığı Avı

            Bizim gittiğimiz dönemde 4 saat gündüz oluyordu. Güneş 11 gibi doğup 14:00 gibi batışa geçiyordu. İlk ışıklarla husky çiftliğine gittik. Husky çiftliği hayvanlara işkence yapılan bir yer değil. Husky’ler çok enerjik ve güçlü hayvanlar olduğu için enerjilerini bir şekilde boşaltmaları gerekiyor. Hepsi oyun gibi gördükleri kızakları çekmek için sabırsızlanıyorlar ve beklerken bile bir an önce koşmak için kendilerini ileri atmaya çalışıyorlar. Hatta turist olmayan yaz döneminde, huskyler’e enerjilerini atmaları için boş kızakları çektiriyorlarmış. Husky’leri uzun uzun sevdik ve karlı ormanlar içinde inanılmaz keyifli bir kızak turu yaptık.

            Oradan çıkınca ren geyiği çiftliğine gittik ve geyiklerle 500 metre süren yavaş bir kızak turu daha yaptık. Laponyalılar geyiklerin etinden, derisinden ve boynuzundan sonuna kadar yararlanıyorlar.  Geyiklerin boynuzları belirli aralıklarla kendiliğinden düşüyormuş, 70 Euro civarına büyük geyik boynuzları satılıyordu.

          Ardından da bir restoranda geyik eti yedik. Laponyadaki her şey gibi, geyik etinin de organik, antibiyotiksiz ve hormonsuz olduğunu söylediler. Yanında patates püresi ve kızılcık reçeli ile servis ediyorlar. Yine de biz, geyik etini pek yiyemedik, ama çok sevenler de oldu. Önce sevdiğin kaynaştığın hayvanları sonra yemek biraz da garip hissettiriyor doğrusu:)

            Akşam yine solar hareket olduğu ve kuzey ışığı avı yapılacağını söylediler. Ben pek şans olmadığını forecast’lerden biliyordum, ama yine de gittik.

            Önce donmuş bir göl üzerinde, daha sonra da nehir kenarı bir yerde kuzey ışığı bekledik. Çok çok az ve gözle görmenin zor olduğu hafif bir ışık yine de gördük. Beklemek dahi çok eğlenceli ve farklı bir deneyimdi, iyi ki gitmişiz.

kuzey ışıkları

3. Gün- Donmuş Baltık Denizinde Snow Mobile ve Yılbaşı

            İşte burada Tornio’yu seçmiş olmamızın ne kadar doğru bir karar olduğunu görmüş olduk. Rovianemi’ye gitseydik, snow mobile’ı büyük ihtimalle  yine ormanda ya da donmuş göl üzerinde yapacaktık, ama donmuş baltık denizi hiç unutamayacağım bir tecrübe oldu. Önce Kemi’deki bir yere uğrayıp snow mobile başlıklarımızı aldık ve baltık denizinin buzları üzerinde kar motosikletimize binip çok eğlenceli bir tur yaptık. Güneş de yeni doğmakta olduğu için çok güzel görüntüler ortaya çıktı.

O sıralarda hava -1 derece gösteriyordu ve Ankara bile daha soğuktu.

            Diğer turlardakilerle konuşurken bir bölümünün ve özellikle Rovianemi’dekilerin kuzey ışığı avına gitmediğini ve ışıkları göremediğini öğrendik. Tornio seçiminde bir kez daha şanslıydık.

            Akşam yılbaşı kutlamaları, Tornio’daki İsveç sınırında olacaktı. İsveç-Finlandiya arasında 1 saat fark olduğu için iki kez yeni yıla girecek ve kutlamalara katılacaktık. Tornio bize bir şans daha sunmuştu.

            Akşam, tam sınırda konser ve kutlama alanı kurulmuştu ve eğlenceler yapılıyordu. Orda da çok güzel zaman geçirdik. Bir ara İsveç’e dönüp geri geldik ama o tarafta çok bir aktivite yoktu. Kar yağmaya da başlamıştı ve tam hayallerdeki karlı yılbaşı gecesini yaşıyorduk.

            Tornio tam sınırda olduğu için turdaki bazılarının saati İsveç saatine geçiyordu ve önceki günler bu yüzden kuzey ışığı avını kaçıranlar olmuştu. Gidecek olanların buna mutlaka dikkat etmesi gerektiğini söylemek isterim.

            Tüm bunların ardından otelimize döndük ve ertesi gün sabah erkenden bizi getiren uçakla Türkiye’ye döndük. Benim aklım uzun süre daha Laponya’nın güzelliklerinde kaldı tabi.

Laponya Çok mu Soğuk?

            Ben Laponya’ya giderken üşüyeceğimi hiç düşünmemiştim. Çünkü soğuk havada nasıl giyinilmesi gerektiğini öğrenmiştim. Mutlaka propobilen oranı yüksek bir içlik ve üzerine yün ya da polyester (polar) giysiler, alta da kar pantolonu ve kar botları giymek gerekiyor. Ben propobilen oranı en yüksek olan Puhu marka içliklerden almıştım.

            Zaten turun daha ilk gününde, bize termal tulum, kar botları, çoraplar ve eldiven verdiler ve gezinin sonuna kadar onlarla dolaştık. Böylelikle soğuktan hiç mi hiç etkilenmedik. Mont dışındaki herşeyi giyip, üzerine tulumu geçirince zırh gibi bir şey oldu. Laponyalılar soğuğa kesin çözüm bulmuşlar. Öyle çok giysi götürmeye de gerek yok, bir kabin bagajı 3 gece 4 gün için fazlasıyla yetti.

            Laponya’yı gerçekten çok sevdim, gittiğim en güzel yerlerden biri diyebilirim. Gitmek isteyen herkese, soğuktan korkmadan ve hiç düşünmeden gitmelerini öneririm.

 

http://www.bookmark.com.tr/category/seyahat/ 

Top